Gelinim beni “fakir” sanıp bir yük gibi davrandı; oysa benim onun gerçek düşüncelerini öğrenmek için bilerek sade ve mütevazı göründüğümden haberi yoktu….
Hatice Hanım, bulutlarla kaplı bir İstanbul akşamında oğlunun evine geldi. Boğaz’dan esen serin rüzgâr, apartmanların arasındaki dar sokaklarda dolaşıyor, tozu kaldırıma savuruyordu. Yanında yalnızca eski bir valiz vardı; tekerleklerinden biri kırık olduğu için her adımda gıcırdıyordu. Üzerinde solmuş gri bir kazak, sade bir elbise ve yıllar öncesinden kalma, markasız terlikler vardı.
Mutfaktan gelini Derya onu sessizce izliyordu. Bakışları Hatice Hanım’ın üstünde gezindi ve istemsizce kaşlarını çattı. Sonra eşi Murat’a döndü, sesini alçalttı ama tonu sertti. DEVAMI DİĞER SAYFADA







