
—Baban… bana verdi —diye fısıldadım—. Bunun benim için olduğunu söyledi.
Ramiro kuru, acımasız bir kahkaha attı.
—Tabii. Ne tesadüf. Tam ölürken sana bir yastık verdi. Uydurma, Thalia.
—Hiçbir şey uydurmuyorum.
—Babam son günlerinde nerede olduğunu bile bilmiyordu.
Kanımın kaynadığını hissettim.
On iki yıl ona bakmıştım.
On iki yıl terini silmiş, üstünü değiştirmiş, kaşık kaşık yemek yedirmiştim.
Ve şimdi bana yalancı diyorlardı.
Julián bir adım öne çıktı.
—Kes sesini, Ramiro.
—Hayır, sen kes. Çünkü içinde para ya da evrak varsa, o hepimize ait. Sadece senin karına değil.
Sözler odaya taş gibi düştü.
Yastığa baktım.
İlk kez gerçek ağırlığını hissettim.
Boş değildi.
İçinde bir şey vardı.
Herkesin şüphelendiği… ama benim bilmediğim bir şey.
O gece Don Eusebio’yu salonda bekledik. Ev dualarla, ısıtılmış kahve kokusuyla, ödünç sandalyelerle ve komşuların fısıltılarıyla doldu. Dışarıda rüzgâr avluda toz kaldırıyordu. İçeride bakışlar bıçak gibi üzerime gelip gidiyordu.
Yastığı açmadım.
İçinden ne çıkacağından korktuğum için değil.
Onun bedeni hâlâ evdeyken bunu yapmak bana ihanet gibi geldiği için.
Onu odamızdaki dolaba, eski bir çarşafa sarıp koydum.
Ama gece yarısı, herkes yarı uykudayken ve salondan sadece tespih sesleri geliyorken, bir ses duydum.
Çok hafif.
Bir kapının sürtünmesi gibi.
Gözlerimi açtım.
Julián sandalyede uyuyakalmıştı.
Sessizce kalktım ve odaya yürüdüm.
Dolabın kapağı aralıktı.
Ve Ramiro oradaydı.
Elinde bir bıçak.
Ve yastık parmaklarının arasında.
—Ne yapıyorsun?! —diye bağırdım.
Bir anda döndü.
Yüzünde yas yoktu.
Umutsuzluk vardı.
—Çekil, Thalia.
—Defol buradan!
—Ne tuttuğunu bilmiyorsun.
Julián arkamdan geldi ve onu öyle bir itti ki Ramiro duvara çarptı.
—Aklını mı kaçırdın?! Babam daha gömülmedi bile!
Ramiro gömleğini düzeltti, köşeye sıkışmış bir hayvan gibi nefes alıyordu.
—Hiçbir şey anlamıyorsunuz —diye dişlerinin arasından söyledi—. O yastık bir hediye değil. Bir kanıt.
Donup kaldım.
—Neyin kanıtı?
Ramiro birkaç saniye gözlerime baktı. Sonra sesini alçalttı.
—Babamın yıllarca sakladığı şeyin.
O gecenin geri kalanında kimse uyumadı.
Sabah olunca Don Eusebio’yu köy mezarlığında, kayınvalidemin yanına gömdük. Gökyüzü acımasız bir maviyle açıktı. Tabut inerken Julián sessizce ağladı. Ben de. Sadece ölüm için değil… bu ailenin içinde karanlık bir şeyin uyandığını hissettiğim için de.
Eve döndük. Kapıyı kapattık.
Ancak o zaman yastığı masanın üzerine koydum.
Herkes oradaydı.
Ramiro dişlerini sıkmış.
Ofelia kollarını bağlamış.
Tomás başını pek kaldırmaya cesaret edemiyor.
Verónica ise sanki hesapları çoktan yapmış gibi bakıyordu.
Julián yanımda duruyordu.
Ellerim o kadar titriyordu ki makası zor tutuyordum.
—Aç artık —dedi Ofelia.







