Kızımızın cenazesinden hemen sonra yaşananlar.
Defterin ilk sayfasını açtım.
Sayfalar dolusu yazı… Korkuları, yalnızlığı, geceleri uyuyamaması, okulda kimseye anlatamadığı şeyler. Ama sayfalar ilerledikçe bir şey değişiyordu. Son aylarda yazıları daha umut doluydu. Yeni hayaller, üniversite planları, “annemle bir gün deniz kenarında uzun uzun konuşacağız” gibi cümleler.
Bir sayfada kalem izleri daha bastırılmıştı:
“Anne, eğer bir şey olursa, lütfen bunun sadece benim zayıflığım olduğunu düşünme. Bazen insanlar yardım istemeyi beceremiyor.”
Kutudaki USB belleği bilgisayara taktım. İçinde videolar vardı. Kızım kameraya bakıyordu. Yüzü solgundu ama gülümsüyordu.
“Anne,” dedi ekranda, “eğer bunu izliyorsan, lütfen kendini suçlama. Ama babama kızabilirsin. Çünkü ben ona söyledim. Yardıma ihtiyacım olduğunu söyledim. ‘Abartıyorsun’ dedi. ‘Gençlik bunalımı.’”
Nefesim kesildi.
Bir sonraki videoda sesi daha sakindi:
“Eğer bir gün bu evde dayanılmaz bir sessizlik olursa, bil ki ben seni hep sevdim. Ve senin beni gerçekten gördüğünü biliyordum.”DEVAMI DİĞER SAYFADA







