
Zehra beni yavaşça kaldırdı. Koluma girmişti, ama bu kez zorla değil; sanki birlikte yürüyormuşuz gibi. Evimizin kapısına doğru adım attık.
Bahçenin kapısından geçerken arkamı dönüp toprağa baktım. Ömrüm boyunca beni avutan, beni ben yapan o toprak… Belki yine gün gelir elim değerdir diye düşündüm. Ama artık bilerek, kızımın sözünü dinleyerek, kendimi incitmeden.
Kapının önünde durduk. Zehra bana baktı.
“Hazır mısın baba?” diye sordu.
Ben yılların yorgunluğunu taşıyan bir nefes verdim ve başımı salladım.
“Hazırım kızım… Bu sefer gerçekten hazırım.”
Ve böylece, Zehra’nın koluna tutunarak içeri adım attım—
yıllardır içimde sakladığım yükü kapının dışında bırakarak.
SON







