
“Anne,” dedi birden duraksayarak, “bu ara işler biraz karışık… Ziyarete gelemiyoruz, ama en kısa sürede seni görmeye geleceğiz, tamam mı?”
O an boğazım düğümlendi. “Tamam, oğlum, merak etme. Kendinize iyi bakın. Ben iyiyim burada,” dedim, zorla gülümsediğimi hissederek. Telefonun diğer ucundaki ses gittikçe uzaklaşıyor gibiydi.
“Tamam anne, seni seviyoruz. En kısa zamanda geleceğiz. Hoşça kal,” dedi ve kapattı. Telefon elimde kalakaldı. İçimde bir boşluk, bir yalnızlık… Gözlerim yanımdaki hemşirelere döndü. Gözlerinde bir acıma ifadesi vardı, ama ben o bakışlara alışmıştım. Onlar da alışmıştı bu sahnelere.
Yatağıma geri döndüm. Gözlerimi tavana diktim, odanın soğuk ışığıyla baş başa kaldım. Her şey ne kadar sessizdi. Gözüm kapıda, yine de beklemeye devam ettim. Belki bir gün







