1. Haberler
  2. Gündem
  3. Cinsiyet belirleme partisinde kaynanam gölge düşürdü

Cinsiyet belirleme partisinde kaynanam gölge düşürdü

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Her şey mükemmel olacak, bugün sadece bizim günümüz,” diye fısıldadığında bile, gözlerim istemsizce yan binanın penceresine kaydı. Nermin oradaydı, perdenin arkasında kıpırtısızca duruyor, sanki bir avcı gibi saldıracağı anı kolluyordu. Misafirler yavaş yavaş toplanmaya başladığında, midemdeki o yumru daha da sertleşti. O gün sadece bebeğimizin cinsiyetini öğrenmeyecektik; ben aynı zamanda Nermin’in inşa ettiği bu boğucu hapishaneden bir anlığına da olsa kaçabileceğimi umuyordum. Ancak onun yüzündeki o çarpık, zafer kazanmış gülümsemeyi gördüğümde, planladığı şeyin basit bir kıskançlıktan çok daha karanlık olduğunu henüz bilmiyordum. Dev balonun önünde toplandığımızda, gökyüzünün parlak maviliği bile içimdeki o uğursuz hissi dağıtmaya yetmedi. Balonu patlatacak iğne elimdeydi ama sanki namlu bana doğrulmuştu

Eşimle birlikte ipi kavradığımızda kalbim kaburgalarımı zorlayan vahşi bir kuş gibi çarpıyordu. Derin bir nefes aldım ve metali plastiğe sapladım. Tiz bir sesle patlayan balonun içinden yükselen pembe konfetiler, bahar rüzgarıyla dans ederek üzerimize yağmaya başladı. “Bir kızımız olacak!” diye haykırdı eşim, beni havalandırıp döndürürken. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyor, sonunda o gölgenin altından çıkıp güneş ışığına kavuştuğumu hissediyordum. Fakat alkış sesleri ve tebrik nidaları, bir camın kırılma sesi kadar keskin ve soğuk bir çığlıkla bıçak gibi kesildi.

“Durun! Herkes beni dinlesin!”

Nermin, bahçenin ortasındaki kürsüye benzer yüksekliğe çıkmış, elindeki bardaktan taşan meyve suyunu bir zafer meşalesi gibi havaya kaldırmıştı. Yüzünde, daha önce hiç görmediğim, ürpertici bir kararlılık vardı. Gözleri doğrudan benimkileri buldu; zafer kazanmış bir komutanın kibiriyle gülümsedi. “Bu kutlama henüz bitmedi,” dedi sesi titreyerek. “Çünkü ailemize tek bir mucize gelmiyor. Ben de hamileyim!”

O an zaman durdu. Havada asılı kalan pembe konfetiler sanki birer buz parçasına dönüştü. Kayınpederimin şaşkınlıktan kireç kesilen yüzü, misafirlerin birbirine fırlattığı “Gerçek mi bu?” temalı dehşet dolu bakışlar… Elli dört yaşındaki bir kadının bu yaştaki ilanı, neşeli bir habereden ziyade trajik bir parodi gibi odanın atmosferini ağırlaştırdı. Eşim kollarını benden çekip annesine doğru bir adım attı. “Anne, sen ne diyorsun? Bu bir şaka mı?” diye kekeledi. Nermin, karnını abartılı bir şefkatle okşayarak, “Hayır hayatım, gerçek. Rabbim bize bir lütuf daha verdi,” dedi ve gözlerini bana dikti. O an anladım ki, onun asıl amacı bir çocuk dünyaya getirmek değil, benim dünyamı ele geçirmekti.

Takip eden günlerde evimiz bir cenaze eviyle sirk arasında gidip gelen tuhaf bir mekana dönüştü. Nermin, herkesin ona şüpheyle bakmasını “kıskançlık” olarak nitelendiriyor, her sabah mutfağıma girip “Senin bebeğin için bunu pişirdim ama benimkisi bu kokudan nefret ediyor,” diyerek yemeğimi çöpe atıyordu. Ancak yalanlar ne kadar büyük olursa olsun, en ufak bir açıkta paramparça olmaya mahkumdur.

Bir hafta sonra, bebeğim için eksikleri tamamlamak adına gittiğim alışveriş merkezinin arka sokağındaki o dükkanın önünde durdum. “Zamanın Perdesi” adlı tiyatro ve kostüm mağazasının vitrinine yansıyan silüetimde Nermin’i gördüm. İçeride tezgahtarın elinden bir paket alıyordu. Paketin içinden çıkan, biyolojik olarak imkansız bir diklikte duran silikon bir protezdi; sahte bir hamile karnı. Mağazanın loş ışığında parlayan o yapay deri parçası, Nermin’in elinde sadece bir aksesuar değil, benim hayatımı çalmak için bilediği bir silahtı. O an içimdeki korku yerini buz gibi bir öfkeye bıraktı. Eğer o bir tiyatro sahnesi kurduysa, ben de son perdeyi kapatan kişi olacaktım.Nermin’in sözde hamileliğini kutlamak için düzenlediği o gösterişli parti, aslında bir kadının akıl tutulmasının en zirve noktasıydı. Salon, beyaz zambaklar ve bebek mavisi süslerle donatılmıştı; sanki kendi sahteliğini örtbas etmek ister gibi her yer haddinden fazla kusursuzdu. Nermin, karnını iyice belirginleştiren dar, saten bir elbise giymiş, etrafındakilere sürekli “Küçük mucizem çok hareketli, beni çok yoruyor,” diyerek uydurma hikayeler anlatıyordu. Ebeveynlik rolünü o kadar içselleştirmişti ki, gözlerindeki o delice parıltı beni bile bir anlığına tereddüte düşürebilirdi; eğer o mağazadaki silikon karnı görmemiş olsaydım.

Cinsiyet belirleme partisinde kaynanam gölge düşürdü
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Gündem Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için giriş yapabilir veya hesap oluşturabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.