Hastane bekleme odasında tanımadığım bir adamla evlendim, yalnız ölmesin diye — bir haftalık evliliğimizden sonra avukatı bana sırt çantasını uzatıp, “Gerçeği bilmeni istedi,” dedi.
Belgelerde yazan ismi görünce parmaklarım uyuştu.
“Mahir Yalçın.”
Bir süre hiçbir şey anlayamadım.
Başımı kaldırıp avukata baktım.
“Bu… Mahir’in adı.”
Avukat sessizce başını salladı.
“Evet.”
“Annemle ne ilgisi var?”
Adam karşımdaki sandalyeye oturdu.
“Bence bunu sana ben anlatmamalıyım. Mahir’in senin için hazırladığı mektubu okumalısın.”
Çantanın dibinden kalın, krem renkli bir zarf çıkardı.
Üzerinde annemin değil, Mahir’in el yazısı vardı.
“Derya’ya. Bunu ancak ben öldükten sonra ver.”
Zarfı açarken ellerim titriyordu.
İçinden birkaç sayfalık bir mektup çıktı.
“Derya,
Bu satırları okuduğunda sana verdiğim sözün ilk kısmını yerine getirmiş olacağım. Seni yalnız bırakmayacağım demiştim. Ama sana söylemediğim bir şey vardı.
Ben seni yıllardır tanıyorum.
Annenle üniversitede tanıştık. Birbirimizi çok sevdik. Evleneceğimizi düşünüyorduk. Fakat hayat bizi farklı yönlere savurdu.
Ben başka bir şehre gittim.
Annen ise hayatına devam etti.
Yıllar sonra onu tekrar bulduğumda yanında küçük bir kız çocuğu vardı.
O kız sendin.”
Mektubu okurken nefesimi tuttum.
Devam ettim.
“Annen bana seni gösterdiğinde hiçbir şey söylemedi. Sadece gözlerimin içine bakıp, ‘Onu korumam gerekiyor,’ dedi.
Sonra senden uzak durmamı istedi.
Nedenini yıllarca anlayamadım.
Ta ki annen ölümünden birkaç ay önce beni arayana kadar.
Bana bir gerçeği anlattı.
Senin baban olarak bildiğin kişi, aslında baban değildi.
Annen seni büyütürken bu sırrı saklamak zorunda kalmıştı.
Çünkü gerçek ortaya çıkarsa seni de tehlikeye atacak insanlardan korkuyordu.”
Mektubu tutan ellerim titremeye başladı.
Benim babam olarak bildiğim adam, ben daha küçükken bizi terk etmişti.
Annem onun hakkında hiçbir zaman kötü konuşmamıştı.
Ben ise yıllarca onun beni istemediğini düşünmüştüm.
Mektubun sonraki sayfasında her şey daha da karmaşık hale geliyordu.
“Senin gerçek baban benim.”
Gözlerim doldu.
Sayfayı elimden düşürdüm.
“Hayır…”
Avukat sessizce bekliyordu.
Mektubu yeniden aldım.
“Annen hamile olduğunu öğrendiğinde bunu bana söylemedi. O sırada benim hayatımda başka sorunlar vardı. Ailem seni kabul etmeyecekti. Annen de seni onların elinden korumak için başka bir adamla evlenmek zorunda kaldı.
Yıllar boyunca seni uzaktan takip ettim.
Okula başladığın günü biliyordum.
Mezuniyetini biliyordum.
Annenin senin için aldığı ilk arabayı bile biliyordum.
Ama hiçbir zaman hayatına müdahale etmedim.
Çünkü annen benden bunu istedi.
Sonra hastalandı.
Ölmeden birkaç hafta önce beni tekrar aradı.
‘Artık ona söyleyebilirsin,’ dedi.
Ama ben korktum.
Bana inanmayacağından değil.
Beni affetmeyeceğinden korktum.
Çünkü senin hayatında baba olarak gördüğün adam ben değildim gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfda….







