1. Haberler
  2. Gündem
  3. Kocamın mezarım her gun ziyaret ederdim…

Kocamın mezarım her gun ziyaret ederdim…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zeynep’in gözleri doldu. “Annem. Bu seni korur’ dedi

Bir an durdum. Sonra mutfağın çekmecesini açtım. İçinden küçük bir kutu çıkardım. Murat’in annesinden bana kalan eski eşyalar vardı. Kutuyu açtım ve nazar

boncuğunu buldum. Zinciriyle birlikte… ama zincir kırılmıştı. Boncuk tam olarak Zeynep’inkinin eşiydi. Aynı çizikler, aynı küçük çatlak

“Bu… nasil mumkun?” diye fısıldadım.

Zeynep’in yüzünde, sanki bir yük hafiflemiş gibi bir ifade belirdi. “Demek siz siz o’sunuz.” dedi

Den kimim? diye sordum.

“Annemin korktuğu kişi

Sözleri içime ok gibi saplandı. “Annen benden neden korksun?”

Zeynep o an ilk kez gözlerimin içine tam anlamıyla baktı, “Çunkü annem, sizi sevdiğini duşunuyor. Ama… aynı adamı

Odanın içi bir anda daha soğuk oldu. Sanki dışandaki rüzgar duvarlan delip içeri girmişti. Bir süre konuşamadım. Murat beni aldatmış olabilir miydi? Üstelik bir

çocuk Hayır, Murat böyle biri degildi. Ben onu bilirdim. Ya da bildiğimi saruyordum.

Kağıttako adresi tekrar okudum. İçimde deli gibi bir merak ve korku birbirine kanştı. O kasabaya gitmezsem, bu kızın hikayesi beni her gün kemirecekti. Gidersem

gerçeğin ağırlığı altında ezilebilir miyim?

Bir karar verdim. “Zeynep,” dedim, “bu gece burada kalacaksın. Yarın sabah o adrese gideceğiz

Kızın gözlerinden yaşlar suzüldu. “Beni bırakmayacak mısınız?” dedi.

“Hayır,” dedim kararlilikla “Seni bırakmayacağım.”

O gece uyuyamadım. Murat’ın fotoğrah masanı üzerinde duruyordu. Onun gülümsemesi… artık bana sıcak gelmiyordu. Sanki yıllardır bieni kandıran bir yabancıya

bakıyordum. Zeynep odatda uykuya dalmıştı. Üzerini örttum. Bir an, onun yüz hatlarına baktım. Bumu Murat in bumuydu. Çene çizgisi. Murat’ınkiydi. Bu bir tesaduf olamazdı.

Sabah gün ağanırken yola çıktık. Kasabaya vardığımızda hava sisliydi. Adres, eski bir evin önune çıktı. Kapısı paslıydı, pencereleri toz içindeydi. Kalbim boğazımda

atıyordu. Kapıyı çaldım. Uzun süre kimse açmadı

Tam geri dönecekken kapı aralandı. Karşımda, yorgun yüzlü bir kadın belirdi. Gözleri Zeynep’i görünce büyudü.

Zeynep!” diye hayırdı. Sonra beni gördü, Yüzündeki renk çekildi.

“Sen dedi kisik bir sesle “Eli

Adımı bilmesi, dizlerimin titremesine yetti. “Sen Sevil misin?” dedim.

Kadın başını salladı. Sonra kapıyı daha da açtı, bizi içeri aldı. Evin içi soğuktu ama duvarlarda fotograflar vardı. Ve bir fotoğraf… en önde, çerçeve içinde… Murat’n fotograh. Ama bu fotograf benim evimde olmayan bir fotografh. Murat gençti yanında Sevil vandı ve kucağında küçuk bir bebek.

Zeynep gözleri dolarak fısıldadı “Bu benim.”

Sevil titreyen elleriyle bir zarf uzattı. “Bunu sana vermem gerekiyordu,” dedi bana. “Yıllardır… erteledim. Çünku gerçeği ögrenirsen, yıkılacağını biliyordum.”

Zarfin uzerinde Murat in el yazısı vardı. Elimle dokununca, sanki geçmişten bir kapı aralandı

Zarfı açtım. İçinden tek sayfalık bir mektup çıktı. Murat’ın sesi, satırlardan yükseliyor gibiydi. ‘Elif… Eğer bu mektup eline geçtiyse, demek ki artık saklayacak hiçbir şey kalmadı. Ben ölmedim. Ama yaşadığım da söylenemez…

Gözlerim satırları titreyerek takip etti. Murat, yıllar önce karıştığı bir iş yüzünden tehdit edildiğini, beni korumak için ortadan kaybolmak zorunda kaldığını yazıyordu. O “olum” bir kaçış planıydı. Ama işler düşündüğünden kötüye gitmiş, Sevil’in bulunduğu kasabada saklanmıştı. En sonda ise tek bir cümle vartic

‘Zeynep benim kızım. Ama senin suçun yok. Senin tek suçun, beni gerçekten sevmiş olman.

Mektup elimden düştü. O an, içimdeki Murat’a dair her şey ikiye bölündu: Sevdiğim adam ve beni terk eden adam

Sevil ağlayarak konuştu: “Ben de bilmiyordum, Elif. Ben onun eski hayatından biriydim. Murat seni sevdiğini söylerdi. Ama bir yandan da Zeynep’i bırakıp

gidemedi. Sonra bir gun… gerçekten kayboldu. Bu kez gerçekten. Bir daha hiç dönmedi.”

“Yani…” dedim boğuk bir sesle, “uç yıl önceki plum…?”

Sevil başını salladı. O olum sahteydi. Ama sonra… sonra adamlar onu buldu. Ve o gün gerçek oldu Gözleri yerdeydi. “Ben bunu Zeynep’ten sakladım. Seni de

bulamasın diye mezarlığa yaklaştırmadien. Ama artık saklayamadım.”

Zeynep yanıma geldi, elimi tuttu. “Ben sadece gerçegi ogrenmek istedim” dedi

O an anlatlım: Murat’ın en büyük sım, sadece beni aldatması değildi. En buyuk sit herkesi korumaya çalışırken hepimizi paramparça etmesiydi.

Derin bir nefes aldım. Mektubu tekrar eline aldim, katladım. Gözlerim dolu dolu Sevile baktım.

“Ben Murat’ı kaybettim,” dedim. “Ama Zeynep’i kaybetmeyeceğim”

Sevil şaşkınlıkla başını kaldırdı. “Ne demek istiyorsun?”

Zeynep de bana bakt

Elimi Zeynep’in omzuna koydum. “Bu çocuk mezarlıkta donuyordu.” dedim. “Ben onu orada bırakamadım. Murat’ın hatalan yuzunden o da yalnız kalamaz”

Zeynep’in gozlerinden yaşlar aktı. “Beni… yarına alır mısın?” diye fısıldadı

Cevabım içimden geldi: “Evet”

O gun kasabadan dönerken arabada sessizlik vardı ama o sessizlik artik boş değildi. Yanımda, Murat’ın bana bıraktığı en ağır gerçek ve aynı zamanda en masum

emanet oturuyordu..

Ve mezarlığa bir daha gittiğimde, Murat in mezannın başına sadece çiçek bırakmadım.

“Beni yıktın” dedim içimden. Ama bana bir hayat daha verdin.”

Yanımda duran Zeynep, mezar tauna bakti ve fısıldadı

“Baba…”

Ben de gozlerimi kapatıp son kez şunu duşundum. Bazı sırlar insanı öldürmez… ama yeniden doğmaya zorlar,

Kocamın mezarım her gun ziyaret ederdim…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Gündem Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için giriş yapabilir veya hesap oluşturabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.