
“Bu kadar sık gitmesi normal mi?” diye sormaya başladım kendi kendime.
Arkadaşlarım da aynı şeyi söylüyordu.
“Bir gariplik var.”
“Her gün yirmi dakika yol gidilir mi?”
“Bir gün sen de git.”
O an içimdeki şüphe iyice büyüdü. Bir şey saklıyor muydu? Yoksa ben mi kuruntu yapıyordum?
Cumartesi sabahı çantasını hazırladı.
“Akşama görüşürüz hayatım. Yarın dönerim,” dedi.
Gülümsedim. “Tamam.”
Ama o kapıdan çıkar çıkmaz kalbim hızla atmaya başladı. On dakika bekledim. Sonra anahtarımı aldım ve arabaya bindim. Onu takip ediyordum.
Kasabaya vardığımızda hava kapalıydı. Sokaklar sakindi. Kayınvalidemin evinin birkaç ev ötesine park ettim. İçimde garip bir sıkıntı vardı. Ya gerçekten korktuğum şey doğruysa?
Eşim arabadan indi. Kapıyı çalmadı. Anahtarla açtı ve içeri girdi. Normaldi… Ama birkaç dakika sonra bir kamyonet daha sokağa girdi. Tanımadığım iki adam indi. Ellerinde alet çantaları vardı. Onlar da kapıya yöneldi.
Nefesim kesildi. Bu neydi şimdi?
Perde aralığından görebildiğim kadarıyla evin arka tarafına geçtiler. On dakika sonra içeriden matkap sesleri yükselmeye başladı. Tam o sırada başka bir araba daha geldi. Bu kez bir kadın indi. Elinde dosyalar vardı devamı icin sonrki syfaya gecinz…







