
Yanağı göğsüme yaslandı.
Daha sonra protezimi çıkardım. Elif yanıma tırmandı.
“Acıyor mu?” dedi.
“Biraz.”
“Üfleyeyim mi?” dedi. “Anne öyle yapıyor.”
“Evet,” dedim gülümseyerek. “İyi gelir.”
Bir süre öyle kaldık.
O gün Elif yerde bebeğinin saçlarını tararken, ben de onun saçlarını ördüm.
“Anne biraz gelmeyebilir,” dedim. “Ama biz iyiyiz.”
“Biliyorum,” dedi. “Sen buradasın.”
Güneş yüzüne vuruyordu.
Biz hâlâ buradaydık.
Artık daha küçüktük…
Ama hâlâ bir aileydik.
Ve ben, eksik parçalarımla da olsa, bizi bir arada tutmayı öğrenecektim.






