
O an kapı hafifçe gıcırdadı. İkisi de bana döndü. Zeynep’in yüzü bembeyaz oldu.
“Anne…”
Murat doğruldu. “Yanlış anlama,” dedi hemen. “Zeynep okulu asmıyor. Öğleden sonraki kulüp saatlerinde burada. Sabah ilk iki derse girmediği doğru… çünkü—”
“Çünkü okulun tasarım yarışmasına katıldım,” dedi Zeynep aceleyle. “Bir sosyal sorumluluk projesi. İhtiyaç sahipleri için taşınabilir kitaplık yapıyoruz. Babam marangoz olduğu için yardım ediyor. Ama sana söylemedim çünkü… izin vermezsin sandım.”
Beynimin içinde parçalar yerine oturdu. Devamsızlık sabah derslerindenmiş. Belki de bazı günler gerçekten kaçırmıştı. Ama gözlerindeki heyecan gerçekti.
“Peki neden gizli?” dedim kısık bir sesle.
Zeynep başını eğdi. “Siz birbirinizden nefret ediyorsunuz sanıyordum. İkiniz bir araya gelince hep kavga ediyorsunuz. Bunu mahvetmek istemedim.”
Atölyedeki sessizlik ağırlaştı.
Murat gözlerini kaçırdı. “Ben de hata yaptım. Daha düzenli olmalıydım.”
Zeynep bana doğru bir adım attı. “Anne, bak.” Duvarın kenarındaki yarım kalmış kitaplığı gösterdi. “Bunu tamamlayınca mahalledeki köy okuluna göndereceğiz. Öğretmenim Ayşe Hanım projeyi destekliyor. Devamsızlık için de yarın müdürle konuşacaktım.”







