
O caninin bilmediği bir gerçek vardı: Ben eski bir karma dövüş sanatları şampiyonuydum ve sayısız madalyam vardı. Elini kaldırdığı an, yılların refleksiyle tek bir hamlede onu yere serdim. Sert bir boğma teknikle onu zemine sabitlediğimde yüzü morarmaya, nefesi kesilmeye başladı. Kulağına eğilip buz gibi bir sesle fısıldadım: “Eğer bir kez daha kardeşime dokunursan, bu dövüş burada bitmez. O zaman sadece morluklarla kurtulamazsın.”
Onu nefessiz ve korku içinde yerde bırakıp evden çıktım. O geceden sonra o adam bir daha asla Emma’ya yaklaşmaya cesaret edemedi. Kardeşim kısa süre sonra boşanma davasını açtı ve o karanlık hayatı sonsuza dek geride bıraktı. Bazı dersler kelimelerle değil, hak edilen sertlikte verilmeliydi; biz de tam olarak bunu yaptık.







