
“Annemin hakkını veremiyorsun,” derdi. “Bu mu hamilelik? Bahane bulma.” Sözleri yükseldikçe, karnımdaki bebeği ellerimle korur gibi olurdum. Hakaretler havada dolaşırdı, küçümseyen bakışlar, yüzümü kızartan cümleler… Bazen susardım, bazen “elimden geleni yapıyorum” demeye çalışırdım. Ama her cevap yeni sayinglerin kapısını aralardı.
Kaynanam sessizdi; ama sessizliği daha ağırdı. Gözleriyle tartar, bir kaş kaldırışıyla beni yerden yere vururdu. Kocam onun bakışını emir sayardı. “Annemin gönlünü kırdun,” diye başlar, “beceriksizsin,” diye bitirirdi. O anlarda, evin duvarları üzerime gelirdi sanki. Odaya çekilir, aynaya bakar, kendimi tanıyamazdım. Hamileliğin getirdiği şişkinlikler değil, kelimelerin bıraktığı morluklar büyütürdü beni.







