
Fatma Hanım dizlerinin üzerine çöktü.
“Ben bir zamanlar nefret ettiğim insana dönüştüm…” diye fısıldadı.
Ahmet şaşkınlıkla ona baktı.
“Bu aileye gelin geldiğimde,” diye ağladı kadın, “senin babaannen bana da aynı şekilde davranmıştı. Ben asla böyle olmayacağıma söz vermiştim. Ama zamanla… ben de aynısını yaptım.”
Hemşire nazikçe araya girdi.
“Hastanın strese girmemesi gerekiyor.”
Ama stres çoktan derin yaralar açmıştı.
Ertesi gün doktor Ahmet’i kenara çağırdı.
“Başka bir konu daha var.”
Ahmet’in kalbi hızlandı.
“Elif’e bazı hormonal ilaçlar verilmiş. Bu ilaçlar hamile bir kadına kesinlikle verilmemeliydi.”
Ahmet’in yüzünün rengi soldu.
“Kim verdi?”
Doktor sessizce cevapladı.
“Evde verilmiş.”
Ahmet sormadan önce cevabı biliyordu.
Koridorda annesinin karşısına çıktı.
“Ona hangi ilacı verdin?”
Kadın önce sessiz kaldı.
Sonra gözyaşları döküldü.
“Bir komşu tavsiye etti,” dedi ağlayarak. “Güç versin diye tonik sandım. Çalışmaya devam edebilsin diye verdim. Hamile olduğunu düşünmedim…”
Ahmet gözlerini kapattı.
“Anne… hamile bir kadına doktora danışmadan ilaç veremezsin.”
Kadın hıçkırarak ağladı.







