
Sabrın Gerçek Bedeli
Yerde, bu beklenmedik servetin ortasında oturmuş ağlıyordum; ama bu sevinç gözyaşları değil, bir anlık öfkemden duyduğum utancın gözyaşlarıydı. Samuel bir yoksul değildi. O, bir zamanlar her şeyini kaybetmiş ama aile mirasının kalıntılarını korumayı başarmış bir adamdı; bu mirası, onu zor gününde terk etmeyen kişiye son ve belirleyici bir hediye olarak saklamıştı.
Bu para, eşimle birlikte ipotek borcumuzu kapatmamızı ve çocuklarımıza hayal bile edemeyeceğimiz bir eğitim imkanı sunmamızı sağladı. Ama en değerli varlığımız, o eski yırtık yastık kılıfı olarak kaldı. Onu çerçeveletip çalışma odama astım. Bana her gün, gerçek şefkatin bir bedeli olduğunu ama mükafatının, artık beklemeyi bıraktığınız en beklenmedik anda geldiğini hatırlatıyor.







