
Ve o lanet Salı sabahı geldi çattı.
Eşim her zamanki gibi erkenden işe gitti, kapıda da sarmaladı, “Akşam görüşürüz, seni seviyorum” dedi.
Meğer son sözleriymiş.
Kazanın anında olduğunu söylediler. Koca bir kiriş Hiç acı çekmemiş. Ama ben o günden beri içimi çekişerek bir sancı duymaktan nefes alamadım. İki haftanın hamile kaldığını öğrendim. Dört aylıkmışım. Bir kız çocuğu O olmadan hayal ettiğimiz çocuk.
İlk günler kayınvalidem sık sık uğrar. Yemek artırıldı, sırasında. Yalnız değilim sandım. Ama bir ay sonra işler geri döndü.
Bir Pazar oturma odası karnımı okşarken, araba sesleri Kapı zili filan yok, pat diye içeri daldılar. Kayınvalidem gözlerime bakmıyor.
Konuşmamız gerek, dedi.
Hayırdır? midemde harbiden bir şeyler geri döndü.
Kızımın hali zor, dedi. Boşandı, kalacak yere ihtiyacı var.
Geçici olarak burada kalsın isterseniz, içtenlikle dedim.
Hayır dedi pat diye. Bu evi ona veriyoruz.
Dünya kısa devre yaptı beynimde.
Ne dediniz?
Arsa benim, dedi kayınvalidem buz gibi bir suratla. Burada hep benimdi. Evi siz tamamladınız ama toprak benim. Artık oğlumda yok.







