1. Haberler
  2. Gündem
  3. Eşimle tam 72 yıl evli kaldık

Eşimle tam 72 yıl evli kaldık

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uzun süre orada hareketsiz durup tabutun yanındaki Halil’in fotoğrafına baktı. Sonra yavaş adımlarla bana doğru yürüdü. “Eşinizle birlikte görev yaptık,” dedi yumuşak bir sesle. Sesi titriyordu; sanki taşıyamayacağı kadar ağır anıların yükünü omuzluyormuş gibiydi. Ben daha tek kelime edemeden, paltosunun cebinden küçük, ahşap bir kutu çıkardı. On yıllardır cepte taşınmaktan yıpranmış, kenarları aşınmış ve çiziklerle doluydu. Adam kutuyu nazikçe titreyen ellerime bırakırken, “Bana,” dedi, “eğer bir gün başına bir şey gelirse… bunu mutlaka size ulaştırmamı emretmişti.” Kutunun kapağını açarken parmaklarım zangır zangır titriyordu. İçine baktığım an nefesim kesildi, kalbim duracak gibi oldu! “Aman Allah’ım… bu da ne?!” diye bağırdım; sesim o sessiz salonda niyetimden çok daha yüksek ve korku dolu yankılanmıştı.

Kutunun içinde, koyu kırmızı, kurumuş kan lekeleriyle kaplı yıpranmış bir asker künyesi, son derece ağır, kararmış bir “Üstün Cesaret Madalyası” ve sararmış, kenarları yanık bir fotoğraf duruyordu. Fotoğrafta, kucağında küçük, ağlayan bir kız çocuğu tutan, yüzü is ve toprak içinde kalmış, gencecik, gülümsüyen bir asker vardı. Bu benim eşim, Halil’di. Fakat asıl kanımı donduran şey, madalyanın üzerine kazınmış olan isim ve altında dörde katlanmış duran askeri evraktı. Madalya Halil’e değil, tam karşımda duran bu yaşlı adama, “Piyade Çavuş Kemal” adına düzenlenmişti. O sararmış askeri belgenin üzerinde ise iri, kırmızı harflerle “EMRE İTAATSİZLİK VE VATANA İHANET” yazıyordu.

Dizlerimin bağı çözüldü. Yetmiş iki yıl boyunca aynı yastığa baş koyduğum, karıncayı bile incitmeyen, hayatı boyunca yüksek sesle bile konuşmamış o sakin ve uysal adam, nasıl olur da böyle karanlık bir belgenin ve başkasına ait bir madalyanın sahibi olabilirdi?

Yaşlı adam, koluma girip beni yakındaki bir sandalyeye nazikçe oturttu. Gözlerinden süzülen yaşlar, o derin kırışıklıkların arasında kaybolurken derin, titrek bir iç çekti. “Korkmayın hanımefendi,” diye fısıldadı çatallı bir sesle. “Kocanız bir hain değildi… O, bu dünyada tanıdığım en büyük kahramandı. Ve bu kutudaki sır, 70 yıldır sadece ikimizin arasında, mezara kadar saklanmaya yemin edilmiş bir gerçekti.”

O sessiz cenaze salonunda sadece ikimiz kalmıştık. Yaşlı adam, namıdiğer Çavuş Kemal, yılların yorgunluğuyla titreyen ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi ve o güne kadar kilitli kalmış olan o büyük sırrı anlatmaya başladı:

“1951 yılıydı. Sınır ötesinde, savaşın ve cehennemin tam ortasındaydık. Birliğimiz ağır bir pusuya düşmüştü ve hırslı komutanımız, düşmanın saklandığını iddia ederek önümüzdeki köy okulunun içindekilerle birlikte bombalanması emrini verdi. Halil, o binadan gelen çocuk seslerini duymuştu. Komutana yalvardı, emrin yanlış olduğunu, içeride masum sivillerin sığındığını söyledi. Ama komutan dinlemedi, silahını çekip Halil’in alnına dayadı ve atış emrini tekrarladı.”

Eşimle tam 72 yıl evli kaldık
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Gündem Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için giriş yapabilir veya hesap oluşturabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.