
Olayın ardından kasabanın eski imamı, cami avlusunda toplanan kalabalığa kısa ama sarsıcı bir konuşma yaptı:
“Kabir, insanın dünyada ektiğini biçtiği ilk duraktır. Bir mezarda yılan görmek kesin hüküm vermemize yetmez. Ancak bu tür olaylar, yaşayanlar için bir ibret vesilesidir. Kabir azabı haktır, nasıl ve ne şekilde olduğu Allah’ın ilmindedir.”
Bu sözler kalabalıkta derin bir sessizlik yarattı. Bazı kadınlar gözyaşlarını tutamadı, gençler başlarını öne eğdi. Birçok kişi kendi hayatını sorgulamaya başladı.
İslami kaynaklarda, kabir azabının bazen sıkıntı, bazen yalnızlık, bazen de korku veren suretlerle tecelli edebileceği anlatılır. Halk arasında yılan ve benzeri varlıklar, bu azabın sembolü olarak kabul edilir. Bu nedenle Mehmet Amca’nın mezarında görüldüğü iddia edilen kobra, kasabada derin bir etki bıraktı.
Uzmanlar ise olayın doğal bir açıklaması olabileceğini belirtiyor. Mezarlıkların, özellikle sıcak mevsimlerde yılanlar için uygun yaşam alanları sunduğunu; taze kazılmış toprağın, serinliğin ve sessizliğin bu canlıları çekebileceğini söylüyorlar. Ancak bu açıklamalar, kasaba halkının içindeki ürpertiyi bastırmaya yetmedi.
Asıl dikkat çeken detay ise olaydan sonraki geceydi. Mezarlık yakınında yaşayan bazı kişiler, gece boyunca köpeklerin durmadan uluduğunu, sabaha kadar uyuyamadıklarını anlattı. Kimileri bunun korkunun oyunu olduğunu savunurken, kimileri ise “Boşuna değildir” diyerek iç çekti.
Bugün Mehmet Amca’nın mezarı eskisinden çok daha fazla ziyaret ediliyor. Kimisi onun için dua ediyor, kimisi kendi hayatı için tövbe ediyor. Mezarlığın taşları aynı, toprak aynı…
Ama insanların bakışı artık bambaşka.
Kobranın ne anlattığı kesin olarak bilinmiyor. Belki sıradan bir doğa olayıydı, belki de yaşayanlara sessiz bir hatırlatmaydı. Ancak kesin olan bir şey var:
Bu olaydan sonra kasabada kimse ölümü eskisi kadar uzak görmüyor.







