Babam Burak, on yedi yaşında baba olmayı hiç beklemiyordu. Hele ki lise mezuniyetinden bir gece önce! Gece vardiyasından dönerken evinin önündeki eski bisikletinin sepetinde bir bebek bulmuş. Yani beni… Battaniyemin arasına sıkıştırılmış notta sadece iki cümle yazıyormuş: “O senin. Ben yapamıyorum.”
Beni doğuran kadından alınan ilk ve son haber buydu. Babam hamile olduğunu bile bilmiyormuş. Ama o benden kaçmadı. Ertesi sabah kendi mezuniyet törenine bir elinde kepi, diğer elinde üç aylık benimle katıldı. Beni tek başına büyüttü; inşaatlarda çalıştı, geceleri pizza dağıttı, benim için üniversiteyi es geçti ve saç örmeyi internetten öğrendi. Bana annesizliği hiçbir zaman hissettirmedi. O benim için her zaman yeterliydi.
Bu yüzden bu yıl kendi mezuniyet günüm geldiğinde törene ONUNLA katıldım. Babam gözleri dolmuş bir halde yanımda gururla dururken, törenin tam ortasında kalabalıktan hiç tanımadığım bir kadın aniden ayağa kalktı.
Doğrudan bize doğru yürüdü ve gözlerini gözlerime dikti. Titreyen bir sesle uzun uzun bana baktıktan sonra fısıldadı:
“Bugün bu kutlamayı yapmadan önce… baba dediğin bu adam hakkında bilmediğin çok önemli bir şey var.” DEVAMI İÇİN DİĞER SAUFAYA GEÇİNİZ







