1. Haberler
  2. Gündem
  3. Adam, vefat eden eşinin mezarına geldiğinde

Adam, vefat eden eşinin mezarına geldiğinde

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İkizlerden diğeri, bugüne kadar sessiz kalan, bir adım öne çıktı. Gözlerinde korkudan çok derin bir hüzün vardı.

— Çünkü söyleyemezdi, — dedi. — Sizi korumak istedi.

Adam nefes almakta zorlanıyordu. Zaman sanki yavaşlamıştı. Sis ağır ağır mezarlığın içinden akıyor, dünya bulanık bir tabloya dönüşüyordu.

— Anlamıyorum… — dedi. — Lütfen… anlatın.

Kızlar mezarın önüne tekrar diz çöktüler. Cesur olanı konuşmaya başladı.

— Biz doğduğumuzda annemiz çok hastaydı. Doktorlar, hamileliği sürdürürse yaşayamayacağını söyledi. Ama o bizi bırakmak istemedi. Siz o sırada başka bir şehirdeydiniz… uzun sürecek bir iş için gitmiştiniz.

Adam başını salladı. Hatırlıyordu. O iş seyahati… Karısının sesinin telefonda giderek zayıfladığı günler…

— Doğumdan sonra durumu ağırlaştı, — diye devam etti kız. — Bizi bir süre gizlice büyüttü. Sonra… sizi kaybetmekten korktu. Eğer gerçeği öğrenirseniz, bize kızacağınızı sandı. Ya da… onun bencilliğini affetmeyeceğinizi.

Adam’ın gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

— Ama ben… — sesi titredi. — Ben çocukları çok severdim… O bunu bilirdi…

Kız başını eğdi.

— Biliyoruz. Ama annemiz çok korkuyordu. Hastalığı ilerlediğinde bizi bir bakıcıya emanet etti. Vasiyetinde ise… bir gün mezarına gelmemizi istedi. “Zamanı gelince babanız gerçeği anlayacak” dedi.

— Baba… mı dedin?

İkizler aynı anda başlarını kaldırdı. Gözleri, yıllardır aradıkları bir limanı bulmuş gibiydi.

— Evet, — dediler neredeyse aynı anda. — Siz bizim babamızsınız.

Adam dizlerinin üzerine çöktü. Toprağın soğuğunu hissetmedi bile. Elleriyle yüzünü kapadı. İçinde yıllardır taşıdığı boşluk, acı bir gerçeğin ışığıyla dolmaya başlamıştı. Karısını kaybetmenin yasını tutarken, aslında ondan geriye kalan en büyük emaneti hiç tanımamıştı.

— Bana neden daha önce gelmediniz? — diye sordu boğuk bir sesle.

— Annemiz, sizin hazır olmadığınızı söyledi, — dedi kızlardan biri. — Ve biz de… korktuk. Ta ki bugün… onun ölüm yıldönümüne kadar.

Adam başını kaldırdı. Mezara baktı. Taş artık sadece bir kaybı değil, saklanmış bir gerçeği de temsil ediyordu.

Yavaşça kızlara uzandı. Ellerini tuttu. Küçük, soğuk, çamurlu eller… Ama o eller, kalbine sıcaklık yaydı.

— Bana hiçbir şey söyleme… demiştiniz, — dedi. — Ama artık her şeyi bilmek istiyorum. Ve… eğer izin verirseniz… sizi tanımak istiyorum.

İkizler birbirine baktı. Sonra aynı anda gülümsediler. O gülümseme, karısının yıllar önceki gülümsemesine tıpatıp benziyordu.

— Biz de bunu istiyoruz baba, — dediler.

Sis yavaş yavaş dağılıyordu. Güneş, mezarlığın üzerine utangaçça doğuyordu. Adam ayağa kalktı, kızları kucakladı. Hayat, ondan çok şey almıştı ama bugün, kaybettiklerinden daha büyüğünü geri vermişti.

Beyaz çiçekler mezarın üzerinde duruyordu. Adam fısıldadı:

— Söz veriyorum… artık hiçbir şey gizli kalmayacak.

Ve o an, ölümün ortasında, yeni bir hayat sessizce filizlendi.

Adam donakaldı…

Adam, vefat eden eşinin mezarına geldiğinde
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Gündem Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için giriş yapabilir veya hesap oluşturabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.