Teyzem, babaannemle dedemin hayallerindeki düğün için biriktirdikleri parayı çaldı. Babaannemle dedem elli üç yıldır evliler ve hâlâ genç âşıklar gibi el ele tutuşuyorlar.
,Teyzem, babaannemle dedemin hayallerindeki düğün için biriktirdikleri parayı çaldı.
Babaannemle dedem elli üç yıllık evliydi. Hâlâ sabah kahvesini aynı fincandan yudumlar, akşam haberlerini yan yana, diz dize izlerlerdi. Ama hiç düğünleri olmamıştı. Dedem askere gitmeden bir hafta önce belediyede nikâh kıymışlar; ne gelinlik vardı ne davul zurna. Dedem sakız kâğıdından yaptığı yüzüğü babaannemin parmağına takmış, “Dönünce sana gerçek bir düğün yapacağım,” demişti. Hayat araya girmiş, çocuklar büyümüş, torunlar olmuş… ama o düğün hiç yapılmamıştı.
İki yıl önce babaannem bir akşam çay içerken göz kırparak, “Biz o düğünü yapacağız,” dedi. Küçük bir kır bahçesi, aile arasında sade bir tören… Hepsi buydu. Emekli maaşlarından artırdıkları parayı mutfak dolabındaki çiçekli teneke kutuya koymaya başladılar. Ben de biliyordum; her bayram harçlığımı almayıp o kutuya atıyordum.
DEVAMI DİĞER SAYFADA







