
Melisa’nın omuzları düştü. İlk kez gerçekten kaybettiğini anlamıştı. Çantasını aldı, kapıya yöneldi. Çıkmadan önce durdu, Zeynep’e baktı. “Bir gün pişman olacaksın,” dedi devamı sonrki syfda…
Zeynep sakin bir sesle cevap verdi: “Hayır. Çünkü ben sevgiyi seçtim.”
Kapı kapandığında ev sessizliğe gömüldü. Zeynep bana döndü, gözleri doluydu ama gülümsüyordu. “Baloya geç kalmayalım,” dedi.
O gece Zeynep mavi elbisesiyle salona girdiğinde herkes ona baktı. Ama kimse gülmedi. Aksine, hayranlıkla fısıldaştılar. Çünkü o elbise sadece güzel değildi; gerçekti.
Yıllar sonra Zeynep üniversiteden mezun olduğunda bana sarılıp şunu söyledi: “Beni sen büyüttün. Kim olduğumu sen öğrettin.”
O an anladım: Kan bağı değil, emek ve sevgi bir aileyi gerçek kılan şeydi. Ve bazen en değerli miras, bankada değil; bir dikiş makinesinin başında, sessizce verilen mücadelede saklıydı.






